<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emrah TOY &#187; Güncel Yazılar</title>
	<atom:link href="http://www.emrahtoy.com/category/guncel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.emrahtoy.com</link>
	<description>Web Teknolojileri ve Proje Danışmanı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 18:53:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Ben bunu gerçekten isterim.</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/ben-bunu-gercekten-isterim/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/ben-bunu-gercekten-isterim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 18:48:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/kategorilenmemis/ben-bunu-gercekten-isterim/</guid>
		<description><![CDATA[Ben senin yağmur mesajını çok geç gördüm, Islanmışsın yine şemsiye almamışsın yanına ama duyunca sanki kötü bir yağmur değil gibi geldi,Belki hoşuna gitmiştir.Hatta birilerini özlemişsindir yada sevmedin yağmuru o anBelki paylaşmak istediğin için mesaj attın. En güzeli yanında olmak olurdu o an.Sarmaş dolaş tek şemsiye altında. Sen taşımasan bile ben sana kıymadığımdan taşırım şemsiye yanımdaYoksa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben senin yağmur mesajını çok geç gördüm, <br />Islanmışsın yine şemsiye almamışsın yanına ama duyunca sanki kötü bir yağmur değil gibi geldi,<br />Belki hoşuna gitmiştir.<br />Hatta birilerini özlemişsindir yada sevmedin yağmuru o an<br />Belki paylaşmak istediğin için mesaj attın.</p>
<p>En güzeli yanında olmak olurdu o an.<br />Sarmaş dolaş tek şemsiye altında. <br />Sen taşımasan bile ben sana kıymadığımdan taşırım şemsiye yanımda<br />Yoksa ben şemsiye sevmem, yağmurla ilişkim ise çoğu insanınkinden farklıdır. <br />Biz onunla bazen kızarız birbirimize bazen özler sarılırız, zamanla bu ilişkiyi farkedeceksin.</p>
<p>Bir ilişkiyi farketmekle başlıyor bazen birşeyler, haklısın. <br />Sadece ben seni biraz erken farkettim, duygularımıda yoğun yaşarım affola. <br />Amacım seni kızdırmak, bıkmak, üzmek, senden bir garanti duymak değil ama bir umuttur yaşatan insanı.</p>
<p>Neyse duştan çıkda gel mis gibi,<br />Belki gün olur sen duştan çıkar,<br />Pijamalarını yada en rahat hissettiğin şeyleri giyer de<br />Yalın ayak gelir yanıma kanepedeki boşluğa ayaklarını uzatır,<br />Sırtını göğsüme verir başlarsın bütün gün olanları anlatmaya.<br />Ben güler gözlerle seni izlerken öyle dalarım ki aydınlık yüzüne, kömür karası gözlerine.<br />Bana dinlemiyor musun beni sen ? diye kızdığını bile geç farkedebilirim.<br />Ben bunu gerçekten isterim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/ben-bunu-gercekten-isterim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>birinin doğmuş olmasına sevinmek</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/birinin-dogmus-olmasina-sevinmek/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/birinin-dogmus-olmasina-sevinmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 17:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/kategorilenmemis/birinin-dogmus-olmasina-sevinmek/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün doğum günün. Eğer şanslıysan henüz yaşlanmana yetmeyecek kadar mum üfleyeceksin. Her yılın hatrına bir tane. Keşke bir mum fazladan koysan, yanında olan ve olacak kişiyi temsil etse. Yaksan tüm mumları, onunda tıpkı şu an yanıp tutuşmayı bekleyen kalbi gibi. İçinden geçecek olan dileğin bir parçası yapsan onu, öyle çok istesen bu dileği tam kalbinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün doğum günün. Eğer şanslıysan henüz yaşlanmana yetmeyecek kadar mum üfleyeceksin. Her yılın hatrına bir tane.</p>
<p>Keşke bir mum fazladan koysan, yanında olan ve olacak kişiyi temsil etse.</p>
<p>Yaksan tüm mumları, onunda tıpkı şu an yanıp tutuşmayı bekleyen kalbi gibi.</p>
<p>İçinden geçecek olan dileğin bir parçası yapsan onu, öyle çok istesen bu dileği tam kalbinin içinden.</p>
<p>Gözlerin takılı kalsa alevine bir süre, gülümsesen ve o alevi kalbine yerleştirsen.</p>
<p>Herşeyin yolunda olduğunu hissettiğin an, yeni yaşını kutlamak üzere</p>
<p>Gülen gözlerle ve sıcak kalbinle mumlara üflesen.</p>
<p>Bizi artık yeni yaşına emanet etsen, ne güzel olur. Her yıl yeniden.</p>
</p>
<p>İyiki doğdun !</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/birinin-dogmus-olmasina-sevinmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 Aralık Gezegen İzmir buluşması</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/10-aralik-gezegen-izmir-bulusmasi/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/10-aralik-gezegen-izmir-bulusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 17:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Buluşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenorg]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/guncel/10-aralik-gezegen-izmir-bulusmasi/</guid>
		<description><![CDATA[Nerede gördüm hatırlamıyorum muhtemelen Okan yada Onur’un twitlerinden birinden haber aldığım Koordineli Gezegen buluşmaları lafları bir süre sonra adresini buldu ve Facebook üzerindeki Gezegen İzmir grubuna katılmamla birlikte 10 Aralığı beklemeye başladım, bu sırada bulunmasında fayda olacağını düşündüğüm herkese haber verdim. Ancak daha önce Gezegen dendiğinde aklıma neden IBM ve Linux geldi çok merak etmiştim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><a class="fancybox" title="Gezegen Izmir 10 Aralik" href="http://www.emrahtoy.com/wp-content/GezegenIzmir10Aralik.jpg" rel="fancybox"><img title="Gezegen Izmir 10 Aralik" src="http://www.emrahtoy.com/wp-content/GezegenIzmir10Aralik_thumb.jpg" alt="Gezegen Izmir 10 Aralik" width="640" height="360" border="0" /></a><p class="wp-caption-text">Gezegen İzmir 10 Aralık buluşmasından bir kare</p></div>
<p>Nerede gördüm hatırlamıyorum muhtemelen Okan yada Onur’un twitlerinden birinden haber aldığım Koordineli Gezegen buluşmaları lafları bir süre sonra adresini buldu ve <a href="https://www.facebook.com/groups/gezegenizmir/" target="_blank">Facebook üzerindeki Gezegen İzmir grubuna</a> katılmamla birlikte 10 Aralığı beklemeye başladım, bu sırada bulunmasında fayda olacağını düşündüğüm herkese haber verdim.</p>
<p>Ancak daha önce Gezegen dendiğinde aklıma neden IBM ve Linux geldi çok merak etmiştim, sonradan Google ile bakınca sebebi anlaşıldı. Meğer aklıma takılan şey <a href="http://gezegen.linux.org.tr/lkd/" target="_blank">LKD günlükleri</a> ile ilintili <a href="http://gezegen.linux.org.tr/" target="_blank">gezegen günlükleri</a> imiş. Sanıyorum IBM burada vakti zamanında adresime ulaştırdığı dergisinde bu güncelerden bahsettiği için yer aldı, markaların ve/veya yeni oluşumların isimleşir markalaşırken başkasına fayda sağlamaktan kaçınmaları gerekliliği canlı örneğiyle yaşam buldu resmen.</p>
<p>Son anda çıkan bas-kes işlerinde kullandığım yeni şeffaf sticker 18 force gücünde bana zorluk çıkardığı için buluşmaya 1 saat kadar geç katılabildim. <a href="http://www.miko.com.tr/" target="_blank">Miko Siesta kafe</a> oldukça güzel bir yer bulmakta zorlanmadım haliyle izmirlilik büyük fayda sağlıyor <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Ancak bahçede oturan kimseyi tanımadığım gerçeği, “çok geziyorsun arkadaş sen bak sektörden çevreden kimseyi tanımıyorsun onlarda seni tanımıyor” dedirtti bana. Velhasıl bara doğru geçip;</p>
<p>-“Gezegen nerede  ?” diye sormamla başladı herşey, saf saf baktı soruyu sorduğum görevli ve<br />
-”Gezegen ? hangi gezegen ?”<br />
-“Buluşma varmış burda gezegen buluşması”<br />
-“Ben duymadım gezegen” içeriye doğru dönerek “Arkadaş gezegen diyo bilen var mı ?” diye sordu kısık ve şüpheli gözlerle bakan garson.<br />
-”Bahçedeler abi” dedi sağolsun ve yönümü bahçeye çevirdim.</p>
<p>Okan’ı görünce içim rahatladı hemen bayan yanından ( Merve ) yer kaptım, sohbete başladık. Ben bu sırada Okan ve Onur’u sürekli karıştırdığımı tekrar idrak etmiş oldum, neden böyle oluyor bilmiyorum.</p>
<p>Önceleri çöken sessizlik zamanla yerini sohbetlere gülüşlere bıraktı, birbirimizi tanıdık, necisin arkadaş diyerek önce sıradan sonra karmaşık düzen tanıştık. Galiba buluşmamızda bir ev sahibi eksikliği var gibiydi, ufak bir liderlik güzel olabilirdi ama böyleside güzel oldu herkes bir şekilde eşit kaynaştı. Tanışık olanlar vardı aramızda ve çoğunluk Ekonomi üniversitesi mezunu arkadaşlardı. Bir kısmımız yurtdışı görmüş bir kısmımız bu eksikten bahsetmek bile istemeyenler grubundaydı <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  misal ben. Hep içimde uktedir bir kez daha neler kaçırdığımı anladığımı düşünüyorum, hissi bir mesele aslında. Solumda Merve, 6Q’dan Okan ve tayfası, Hemen karşısında asla kardeş diyemeyeceğiniz 2 sıcak arkadaş onların yanında Iphone uygulamalarından tanıyacağınız bir arkadaş ( Emin ), sırasıyla sektör dışıda olsa aramıza sıcaklığını katan arkadaş ( Tamer ), Hostingci arkadaşlarımız ( Smyrna ), Kurumsal çözüm üreten arkadaşlarımız ( Egegen ) ve benim en çok ilgimi çeken müzik kompozitör diyebileceğimiz bir arkadaş ( Kabraxis ) vardı bu zincirin tamamlayıcı halkası tabiki ben oluyorum <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Çok mu ben merkezciyim ne <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> . Adını anmadığım arkadaşlar olabilir ancak isim ve yüzler hakkında ne kadar kötü bir hafızam olduğuna dair ünüm başka türlü yayılmıyor <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> , şimdiden affola.</p>
<p>Ben her zamanki gibi tam olarak ne yapabildiğimi anlatmakta biraz zorlandım en çokta Merve ile konuşmamızda bu sıkıntıyı çektim ancak sanıyorum kaynaşma aşamasında olduğumuzdan ola geldi. Sonrasında sanıyorum diğer arkadaşlara bunu daha iyi anlatabildim, ben çözüm bulan, ara bulan ısrarcı olan, yapı-çatı geliştiren, araştırma yapan, projeye iş gücü olarak direkt katkı sağlayabilen, projenizi bütünleyen ve ürün çıkarılmasını sağlayan kişiyim, ben adı bilinmeyen danışmandan ziyade herbibokolog şahsın ta kendisiyim oh be <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  kolu kol yapan dirsek ekleminin ta kendisiyim <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .</p>
<p>Yaptığımız işlerden konuştuk, bir ara masada “hastasıyız” ( Çağhan ) adlı dergi dolaştı, söz konusu dergi göztepe sporun dergisi, Okan’ın da katkılarıyla hayat bulmuş. Açıkcası ben beğendim dağıtım adetleri o an için 2000 ve üzeri idi, vizyonda daha fazlası olduğu kesin. Hazır reklam pariteleri oturmamışken bir sayfa kapsam ajans işlerinde kullanırmıyım diye düşünerek ufak tefek sorular sordum. Aklınızda yerel dergilerin verimliliği ile ilgili olumlu fikirler varsa bence mutlaka bir göz atın. Mesele spor ve d,b,c gruplarından genç kesim beyler bayanlar <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .</p>
<p>Oyunlar ve geliştirdiğimiz uygulamalardan konuşuldu, bir ara Iphone ( Ios ) uygulamaları geliştiren arkadaşımızın uygulamalarından konuştuk müzik ve klip içeren uygulamalardaki tam kelimeyi hatırlayamadım ancak tescil/sahiplik durumu konuştuk. Neticede büyüyene kadar kimse birşey demiyor ile noktaladık. Okan’ın 6Q ile yeni fırından çıkan Tombala oyununu ve gelişmesini konuştuk. Yurtdışı kaynaklı bir firmaya bir farklı versiyonunu satabileceklerini söylediğinde hepimiz sanıyorum –“abi ne güzel yaa” dedik <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> , nazar değmesin.</p>
<p>Bir ara ki bu aralar epey fazlaca sanırım <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  domain pazarlama ile ilgili Okan ile 4-5 cümle konuşabildik. Ben bu durumu sevmediğimi her alanda dile getiriyorum genellikle. Tabiki o da kendi açısından haklı bende proje geliştiren kişi olarak tam bir projeye başlayacak iken jenerik bir domainin masraflar haneme 1000$ eklemesinden bir başka arkadaşın katılımıyla birlikte şikayetçi idim. Sırf bu yüzden projeden vazgeçmişliğim bile vardır. Son vazgeçtiğim proje sosyalbaski.com domaini için geçerliydi mesela <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Hemen hemen aynı zamanlarda bakılıp alınmış olması daha bir enteresandı hep domain firmalarının bu konularda haince davrandıklarına dair komplo teorilerim vardır.</p>
<p>Sağ tarafıma doğru Smyrna ve Egegen konukları vardı, onlarla lobi.net den ne güzel proje olur yahu bu izmirde wireless hotspot ile orta ölçekli şirketlerin yedekleme ve upload sorununu çözecek DC yokmu diye dertleştik konuştuk.</p>
<p>Tüm bunların içerisinde en çok konuşmaktan hoşlandığım şey geçmişimde çok özendiğim MOD müzikle ilgilenen ve 64KB yarışmalarına katılımda bulunacak olan arkadaşımdı ( Uğurcan ). IRC kullanan hala varmış ! ben dahil bir başkası çıkınca çok sevindim. Mod formatı Midi formatı derken kendimi sürekli yaptığı işleri daha fazla duyurması hususunda ısrar ederken buldum, arkadaşım umarım sıkmamışımdır seni <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .</p>
<p>İrili ufaklı notlarıma gelecek olursak;</p>
<ul>
<li>Merve sağolsun fotoğraflarımızı çekti ve Twitter’da paylaştı.</li>
<li>Ufak bir detay Apple masaya ağırlığını koymuştu ! <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  2nci Android ve Eminim tek Windows Smartphone kullanan bendim <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>İçimden keşke diğer İstanbul ve Ankara grupları ile skype üzerinden görüşseydik diye geçirdim.</li>
<li>Uzundan ziyade daha şişman iç içe masalara ihtiyacımız var <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>Starbucks’da olsaydı çok sevinirdim ben çok seviyorum Nero ve Starbucks’da toplaşmayı.</li>
<li>Daha önce yaptığım her toplantıda Starbuck’ın ilk içecekleri ücretsiz verdiğini hatırlatmak isterim ( öncesinde biraz konuşmak gerek tabi ).</li>
<li>Herkesin kartvizit dağıtabilmesi iyi olurdu sosyal medya dışında bu arkadaşlarla tekrar iletişim kurmam zor olabilir.</li>
<li>Çok hoşlandığım şeylerden biri kartvizitlerin tartışılması oldu, şu diyalog kulaklarıma takılmış “Arkadaş seninki çok ince aa seninkide ince daha kalın olmalı” <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonuç olarak en kısa süre kalabilen yegane şahıs olarak ben çok ama çok memnun ayrıldım masadan. Gezegen toplantısı farklı sektörlerden insanları buluşturmak ve networking yaratmak gibi konularda başarılı olacağa benziyor. Uzun süredir eksikliğini hissettiğim İzmir algısı ise beni ayrıca mutlu etti.</p>
<p>Bir sonraki görüşmeyi iple çekiyorum ve umuyorum bu sefer gelemeyen arkadaşlar da katılacak, gelen ve katılım gösteren arkadaşlar ise ortamın güzelliğinden olsa gerek daha kalabalık katılım göstereceklerdir.</p>
<p>Son olarak katılımcıların twitter listesi aşağıdaki gibi;</p>
<ul>
<li><a href="http://twitter.com/yildirimokan">http://twitter.com/yildirimokan</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/merveeben">http://twitter.com/merveeben</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/honurdogan">http://twitter.com/honurdogan</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/oselek">http://twitter.com/oselek</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/kalimor">http://twitter.com/kalimor</a> ( ben )</li>
<li><a href="http://twitter.com/TamerTumkaya">http://twitter.com/TamerTumkaya</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/mehmettahta">http://twitter.com/mehmettahta</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/EminBudak">http://twitter.com/EminBudak</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/caghangundem">http://twitter.com/caghangundem</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/burhansohoglu">http://twitter.com/burhansohoglu</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/mehmettahta">http://twitter.com/mehmettahta</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/Kabraxis">http://twitter.com/Kabraxis</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/cihangirkorkmaz">http://twitter.com/cihangirkorkmaz</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/saimemre">http://twitter.com/saimemre</a></li>
<li><a href="http://twitter.com/caglarergul">http://twitter.com/caglarergul</a></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeniden düzenleme :</p>
<ul>
<li>Ufak değişiklikler.</li>
<li>Müge aslında Merve imiş, sahi Müge kim ?</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/10-aralik-gezegen-izmir-bulusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın sesi uzaktan hoş gelir.</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/askin-sesi-uzaktan-hos-gelir/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/askin-sesi-uzaktan-hos-gelir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2011 20:13:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/guncel/askin-sesi-uzaktan-hos-gelir/</guid>
		<description><![CDATA[Bazen aşkın sesini duymaya başlarsın uzaklardan. Gayet hoş gelir sesi, o yöne dönersin. Adımların giderek hızlanır, koşar adım hızlanırsın. Aşık olduğun kişi ufukta görünmeye başlar. Duyguların rehberlik etmeye koşar, Aşık olduğun kişi giderek netleşmeye başlar. Bazen bir bakarsın o da kan ter içinde. Bazen bir bakarsın ki o duruyor olduğu yerde, Sen almışsın bir başına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen aşkın sesini duymaya başlarsın uzaklardan.    <br />Gayet hoş gelir sesi, o yöne dönersin.     <br />Adımların giderek hızlanır, koşar adım hızlanırsın.     <br />Aşık olduğun kişi ufukta görünmeye başlar.     <br />Duyguların rehberlik etmeye koşar,     <br />Aşık olduğun kişi giderek netleşmeye başlar.</p>
<p>Bazen bir bakarsın o da kan ter içinde.    <br />Bazen bir bakarsın ki o duruyor olduğu yerde,     <br />Sen almışsın bir başına onca yolu, yorulmuşsun.     <br />Anlatırsın; Önce uzaktan geliyordu ses emin olamadım.     <br />Şimdi yanındayım, üstelik kalbimin her atışı     <br />Bu koşarak geldiğim sesin notası.     <br />Koştukça bu sesin artması boşa değilmiş.     </p>
<p>Ama bazen susar karşındaki, sade bakar.     <br />Aşk değil sanki buz kesmiştir her yanı     <br />Fakat atan kalbinin tınılarını duyarsın.     <br />O gülümser içini ısıtmak istercesine, arkadaşız der.</p>
<p>Bozulan ritmiyle, dengesi bozulmuş tonlarıyla    <br />Tüm orkestra çöker üzerine, her bir nota hüzünlü     <br />Ve en keskin enstrüman çalar son acıklı notayı.     <br />Arkanı dönmek, uzaklaşmak gerek, sürünürsün.     <br />Bozuk bile çalsa keman her acıklı notada döner bakarsın.     </p>
<p>Bazen koşar gelir sevgilii notaların her birini toplar,     <br />Her birini okşar öyle asar havaya, bir çınlar ki kulağında     <br />Her notada bir orkestra, duymayan kalmaz.     <br />Kalbinin her atışı kapalı gişedir artık, ardı ardına.     <br />Dokunuşun tınısı, bakışın sıcaklığı, salon fevkalade.     </p>
<p>Bazen gelen olmaz ardından, önce kötüleşen tınılar     <br />Uzaklaştıkça ara ara güzelleşirler, kandırırlar.     <br />Döner bakarsın, çok uzaklarda, göz görmez,     <br />Kulak duymaz aslında ve farkedersin, duyduğun     <br />Kalbinin ömür kadranında tik taklarından ibaret.     </p>
<p>Sağırlaşırsın, körleşirsin hayata, heybetsizleşir herşey.     <br />Bir ömür gelen o arada kalmış zamanda sersemleşir,     <br />Ne gördüğünü bilemezsin hatta ne duyduğunu.     <br />O notaların tınıların eksikliği boşluk gibi sessizce yerleşir yüreğine.     <br />Umutsuzca yeni ve yine uzaktan gelecek seslerin kaderine inanır,     <br />Umut denilen güneşin seni yalancı çıkarırcasına içine doğmasını beklersin.</p>
<p>Perde kapanır, yarın yine açılır…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/askin-sesi-uzaktan-hos-gelir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keşkeden hatıralar :)</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/keskeden-hatiralar/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/keskeden-hatiralar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 19:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/guncel/keskeden-hatiralar/</guid>
		<description><![CDATA[Pijamalarını merak ediyorum, Onların içinde nasıl göründüğünü Kaç çeşit gülebildiğini Korkunca ne yaptığını, sıçrar mısın ? kapanır mısın ? Sabah nasıl uyandığını, hangi şarkıyla uyanmayı sevdiğini&#8230; Bakışlarının beni delip geçtiğini bilip bilmediğini mesela Öyle çok şeyi merak ediyorum ki seninle ilgili En çokda sorsam hani.. ne diyeceğini&#8230; Hatta.. Belki kızarsın diye soramadıklarımı duysan ne diyeceğini&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pijamalarını merak ediyorum, Onların içinde nasıl göründüğünü   <br />Kaç çeşit gülebildiğini <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />     <br />Korkunca ne yaptığını, sıçrar mısın ? kapanır mısın ?    <br />Sabah nasıl uyandığını, hangi şarkıyla uyanmayı sevdiğini&#8230;    <br />Bakışlarının beni delip geçtiğini bilip bilmediğini mesela    <br />Öyle çok şeyi merak ediyorum ki seninle ilgili    <br />En çokda sorsam hani.. ne diyeceğini&#8230;    <br />Hatta..    <br />Belki kızarsın diye soramadıklarımı duysan ne diyeceğini&#8230;    <br />Peki duymasanda okusan ?!    <br />Bir gelsen güllerinden AŞK olsun desen <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />      <br />Keşke desen &quot;şapşal&quot; ve gülsen bir ömür bu hatıraya&#8230;    <br />Keşke dememek için, hadi tam zamanı !</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/keskeden-hatiralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizüstü bilgisayarım ve Kitap okuyamama vaziyetim.</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/dizustu-bilgisayarim-ve-kitaplarim/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/dizustu-bilgisayarim-ve-kitaplarim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 16:09:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/kategorilenmemis/dizustu-bilgisayarim-ve-kitaplarim/</guid>
		<description><![CDATA[Dell inspiron 6000 beyaz gri mutevazi bir diz üstü bilgisayarım var. Son istanbul dönüşü artık bu emektarı kenara koyma vakti geldi dedim kendi kendime, pek çok zaman iş için dahi performansı yetmez oldu. Acer TimelineX 3820TG model bir diz üstü aldım. Eskisinden nisbeten farklı bir model en az 3 kat daha performanslı işlemcisi 20 kat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dell inspiron 6000 beyaz gri mutevazi bir diz üstü bilgisayarım var. Son istanbul dönüşü artık bu emektarı kenara koyma vakti geldi dedim kendi kendime, pek çok zaman iş için dahi performansı yetmez oldu. <a href="http://www.acer.com.tr/ac/tr/TR/content/model/LX.PV101.012">Acer TimelineX 3820TG</a> model bir diz üstü aldım. Eskisinden nisbeten farklı bir model en az 3 kat daha performanslı işlemcisi 20 kat daha güçlü ekran kartı mevcut ve 10 kat daha uzun pil ömrü sağlıyor. Üstelik Dell ile kıyaslandığında yarısı ağırlığında. Fiyatıyla kıyaslandığında çok karlı bir alışveriş yaptığım kesin.</p>
<p>Gel gör ki bir türlü Dell diz üstü bilgisayarım <strong>Darwin&#8217;i</strong> bırakamıyorum ( evet bir adı var ). Darwin bana bir iş munasebetiyle alınan ve sonrasında alacak karşılığı tarafıma bırakılan bir mucize. Diz üstü bilgisayarların genel doğası böylemidir bilemiyorum ancak inanılmaz bir bağımlılık ve aşk beslediğimi çok geç öğrenmiş oldum. Öyle ki hala işlerimin çoğunun onunla yapıyorum, üstelik anneme &quot;artık bu diz üstü bilgisayar senin&quot; demiş olmama rağmen <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Yinede artık yavaş yavaş geçiş yapmak gerektiğinden Darwin&#8217;i evde bırakıyorum iş yerinde ise <strong>Einstein</strong> ( evet onun da bir adı var ) 22 inch HP monitöre ve klavye mouse ikilisiyle bağlı bir halde günlük tüm işlerimi halletmeye gayret ediyor.</p>
<p>Benzer bir durumu Einstein ile yaşamayacağımı görüyorum üstelik tüm mobilite yeteneklerine rağmen. Yinede tablet bilgisayarlar konusunda emin değilim. Belkide bir sonraki aşkım ve bağımlılığım tablet bilgisayarım olacak, göreceğiz.</p>
<p>Yıllardır doğru düzgün kitap okumuşluğum yok. Bu açığı okuduğum teknik dökümantasyon ve bloglar ile kapatabildiğimi söyleyemem. Twetleri hiç saymıyorum bile. Bilgisayarıma sürekli kaydettiğim elektronik kitaplar şimdiden yıllık okuma hacmimi aşmış bile yanısıra bir kaç küçük eklenti aracılığıyla pdf formatında elektronik kitap haline getirdiğim blog serileri cabası. </p>
<p>Bu medyaları diz üstü bilgisayar yada lcd ekran üzerinden okuyamadığım kesin bu süretle kendime bir elektronik kitap okuyucu yahut tablet bilgisayar almaya niyetliyim. Elektronik kitap okuyucusuydu Table bilgisayardı derken farkettim ki bir türlü satın alamıyorum çünkü mobilite benim için artık bütünleşmiş bir kavram olmuş çıkmış. Üstelik mobilitenin &quot;m&quot; sinden faydalanmadığım halde.</p>
<p>Eğer alacaksam düzgün mp3 hatta flaac çalsın istiyorum. Grafik arabirimi yağ gibi akmalı, ekran çözünürlülüğü okumaya ve pdf dökümanlardaki görsel içeriği göstermeye yeterli olmalı. İnternet operasyonlarında diz üstü bilgisayarımı aratmasın istiyorum. Biliyorum ben bir yerde ayarı kaçırıyorum. Sadece kitap / içerik okumak için sahip olmaya çalıştığım aletten neredeyse kendi kendine işimi yapsın beklentisine sahip biriyim. Galiba bu konuda en büyük suç pdf dökümanlarının ihtiyaç duyduğu performansta gizli. zira bu dökümanların düzgün ve akıcı halde görüntülenmesi tablet bilgisayarlar için bile hala eziyet verici. Bu bilgiden yola çıkarak arzu ettiğim işleri yerine getiren tablet bilgisayar zaten pdf dökümanları görüntüler yada pdf dökümanları görüntüleyebilen tablet bilgisayar zaten bu işleri yapabilir diye düşünüyor olabilirim.</p>
<blockquote>
<p>Her ikiside doğru !</p>
</blockquote>
<p><strong>Kıssadan hisse eğer elinize geçerse bana tablet bilgisayar hediye edin olmadı bir tablet bilgisayar satın alın taksitlerini zorla bana ödettirin. Her türlüsüne razıyım. Yoksa ben bu gidişle kitap okuyamayacağım.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/dizustu-bilgisayarim-ve-kitaplarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orta &#246;l&#231;ekli şirketlerin Upload derdine bir &#231;are !</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/teknodanisman/orta-lekli-sirketlerin-upload-derdine-bir-are/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/teknodanisman/orta-lekli-sirketlerin-upload-derdine-bir-are/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 14:53:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji Danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[ADSL]]></category>
		<category><![CDATA[DSL]]></category>
		<category><![CDATA[Fiber]]></category>
		<category><![CDATA[superonline]]></category>
		<category><![CDATA[ttnet]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell]]></category>
		<category><![CDATA[XDSL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/teknodanisman/orta-lekli-sirketlerin-upload-derdine-bir-are/</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Türkiye son dönemde internet ve internet hızları konusunda gayet iyi ilerleme kaydetti. Reklamlarda 1000Mbs hızlarda dsl hizmetleri reklamları boy gösteriyor. Şarkılar bir tıkta iniyor, filmler 30 saniyede bilgisayarınızdaki yerini alıyor. Elbette bu sadece reklamlarda bu şekilde işliyor. İşyerimizde 1 adet 8Mbit’e (!) kadar hız sağlayan dsl bağlantısı kullanıyoruz. Genel olarak çalışanlarımızın ihtiyaçlarını görüyor ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#160;</p>
<p>Türkiye son dönemde internet ve internet hızları konusunda gayet iyi ilerleme kaydetti. Reklamlarda 1000Mbs hızlarda dsl hizmetleri reklamları boy gösteriyor. Şarkılar bir tıkta iniyor, filmler 30 saniyede bilgisayarınızdaki yerini alıyor. Elbette bu sadece reklamlarda bu şekilde işliyor.</p>
<p>İşyerimizde 1 adet 8Mbit’e (!) kadar hız sağlayan dsl bağlantısı kullanıyoruz. Genel olarak çalışanlarımızın ihtiyaçlarını görüyor ancak bu ihtiyaç sadece müzik dinelemek, sosyal ağlarda gezinmek ve mail alışverişinde bulunmaktan ibaret.</p>
<blockquote><p>Asıl problem orta ölçekli şirketlerin internet ihtiyaçları söz konusu olunca ortaya çıkıyor. Söz konusu problem download/upload oranının büyüklüğünden kaynaklanıyor.</p>
</blockquote>
<p>Şirketimiz bu yıllar içerisinde büyüme gösterdi ve aynı büyüme oranını aslında sektörümüzdede görmek mümkün. Öyleki bu büyüme oranını dosya boyutlarındaki büyümede de görmek mümkün. Eskiden ortalama 5-6 MB lık dosyalar ile baskılarımızı alabiliyorken bugün 100-250 MB lık dosyalarla baskı alıyoruz. Bunda en büyük etken artık teknolojinin yüksek çözünürlüklü ve büyük ölçekli baskılara izin veriyor olması. Eminim pek çok grafik ajansının ortak problemi bu dosyaları uzak baskı merkezlerine göndermek haline gelmiştir. Özellikle 1 yada 1den fazla büyük şirketin tüm reklam-danışmanlık-tasarım-baskı işlerini görüyorsanız. Hemen hemen her işin acil etiketiyle gönderildiğini, revizyonların ani ve sayıca çok olduğunu. Gerektiğinde baskının durdurulup yeni versiyonla tekrar başlatıldığını biliyorsunuzdur.</p>
<blockquote><p>Eskiden 5-6MB dosyalarla baskı işlerimizi görürken artık bu iş için 150-250MB dosyalar kullanılıyor. Bu büyüklükteki dosyaların sürekli transferi varolan internet bağlantıları ile ya mümkün değil yada şirket içerisindeki iş üretim performansını dar boğaza sokuyor.</p>
</blockquote>
<p>Bu revizyonlar sırasında bu dosyalar karşılıklı gönderilip alınıyor tekrar baskı merkezine gönderiliyor dolayısıyla hatrı sayılır bir veri alışverişi gerçekleşiyor. En azından gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Bu alışverişi kontrol altında tutmak ve kolaylaştırabilmek için FTP bazlı bir yerleşik server yapısı kullanıyoruz. Her firmanın bir ftp hesabı var ve biz kendilerine ulaşmalarını istediğimiz dosyalar için link gönderiyoruz, firmalar hesaplarına kullanıcı adı ve şifre ile girerek ilgili dosyalara ulaşabiliyor, gerekirse değişiklik yapıp tekrar yerine koyabiliyor. Eziyetin nerede olduğunu sezdiğinize eminim !</p>
<blockquote><p>1Mbit bağlantı ile 250MB dosyaların transferini gerçekleştirmek kulağa nasıl geliyor ? Biz buna eziyet diyoruz.</p>
</blockquote>
<p>1Mbit upload sınırı bizi deli etmekten öteye gitmiyor. Hali hazırda DSL çözümlerinin mantıklı fiyat oranında olanlarının hemen hepsi “Ev kullanıcısı” için tasarlanmış ve hazırlanmış. Bir yere dosya yüklemeniz saatler alıyor düşünün bunun bir değil birden fazla dosya olduğunu. Aynı anda birilerinin yerleşik sunucunuzdan veri almaya çalıştığını.</p>
<blockquote><p>Fiber bir alternatif gibi görünsede aslında bir çözüm sunmuyor.</p>
</blockquote>
<p>Fiber alternatifi hepimizin aklına gelmiştir. Ancak kısa bir araştırmadan sonra TTNET’in hiçbir paketinde 1Mbit den daha fazla upload imkanı vermediğini gördük ve yönümüzü Turkcell – Superonline ortaklığına çevirdik. 5Mbit upload imkanı ile gözlerimizi yaşa boğan bu ikili malesef bulunduğumuz yere servis vermiyor hatta biraz sıkıştırırsanız firmaları öncelik listelerinde tutmadıklarını daha çok sitelere ve toplu ev kullanıcılarını hedeflediklerini bu yüzden yardımcı olamayacaklarını söylüyorlar. KabloNET UyduNET’in zaten esamesi okunmuyor açıkcası.</p>
<blockquote><p>Kurumsal internet/hizmet adı altında kiralanan çözümlerin bedeli orta ölçekli firmaların aylık cirolarından bile yüksek.</p>
</blockquote>
<p>Kurumsal çözümlere başvur diyorsanız şunu dinleyin;</p>
<p>Kimileri telefonda size holding sahibi gibi kimileri ise size kapının dışındaki köpek muamelesi yaparken sözünü ettikleri fiyatları duyan siz kelimelerin kifayetsiz kalacağı anlar yaşarsınız ve muhtemelen dudaklarınız ısırılmaktan kanamıştır. Kurumsal hizmet adı altında sunulan çözümler işte böyle hissettiriyor.</p>
<p>Daha fazla uzatmak istemiyor ve keşke söz konusu hizmetleri sunan firmaların bu konuda mantıklı yaklaşımları olsaydı ve pazardaki bu boşluğu görebilselerdi diye içimden geçiriyorum hatta içimden geçirmekle kalmayıp satırlara döküyorum. Olurda bir gün denk gelirler diyerek.</p>
<p>Bu yazıyı yazmadan önce yaptığım araştırmalar;</p>
<p>3G ile bağlantı, Wifi hot spot yaratarak sorunu aşma, Fiber opsiyonları, X-DSL çözümleri, Datacenter hat kiralama ve dönemlik replikasyon vs..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/teknodanisman/orta-lekli-sirketlerin-upload-derdine-bir-are/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cânım 2 büklüm ruhum, canım çok sıkkın bugün, öfkeliyim.</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/kisisel-guncel/canim-2-buklum-ruhum-canim-cok-sikkin-bugun-ofkeliyim/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/kisisel-guncel/canim-2-buklum-ruhum-canim-cok-sikkin-bugun-ofkeliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2011 09:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Annemi arayasım var, diyeyim ki iyi değilim, canım sıkılıyor, her gün daha hiddetli uyanıyorum sevemiyorum dünyayı ve özellikle kendimi. Barışamıyorum kendimle. Sonra vazgeçiyorum. Onu üzmekten başka bir işe yaramadığımı hissettiriyor. Elinden birşey gelmiyor ya beceriksiz yada erkek evlat sahibi olmak gerçekten zor. bilemiyorum suçlamak istesemde şu an ki yaşımda onu suçlayamıyorum artık. Kendimden iyice nefret [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Annemi arayasım var, diyeyim ki iyi değilim, canım sıkılıyor, her gün daha hiddetli uyanıyorum sevemiyorum dünyayı ve özellikle kendimi. Barışamıyorum kendimle. Sonra vazgeçiyorum. Onu üzmekten başka bir işe yaramadığımı hissettiriyor. Elinden birşey gelmiyor ya beceriksiz yada erkek evlat sahibi olmak gerçekten zor. bilemiyorum suçlamak istesemde şu an ki yaşımda onu suçlayamıyorum artık. Kendimden iyice nefret ediyorum.</p>
<p>Bir kaç arkadaşımı arayasım var, diyeyim ki ben iyi değilim, biraz şevkate ilgiye ihtiyacım var, zaman geçirmeye birşey yapmasak bile biriyle aynı yerde bulunmaya sırf benim için orada olduğunu bilmeye. sonra vazgeçiyorum, hatırlıyorum ki onlar beni hiç aramazlar hadi gel gidelim, senin derdin var 2 tek atalım demezler. Varsa yoksa bozulan aletleri, soracak soruları, anlatacak dertleri, çözülecek problemleri. Ben hep iyi dinledim becerebildiğim kadar iyi gözlemledim ama anlaşılamadım. Belkide ifade edemedim kendimi ifade yoksunuyum ama içimden söküp atamıyorum anlamıyorlar anlamaya çaba göstermiyorlar nefretsi şikayeti ve buruşmuş yüz ifademe sinen allah belanızı versin bakışımı.</p>
<p>Tüm bunlar olup biterken hayat akıp gidiyor pek çok insan beni hasbel kader sorunları olan normal biri gibi görmeye çabalıyor. Sanki başka türlü görseler ilgilenmek zorunda kalacaklarmış gibi bir inkar halinde &#8220;iyidir o&#8221; bahanesine sarılmışlar. Bazen basma kalıp2 seçenek varmış gibi hayatta, deniyorum kendimi bulmayı yada bir başka değişle kendimi yaratmayı fakat beceremiyorum. Atalet içerisindeyim, hiç bir şeye anlam veremiyorum, bir tat bir doku bulamıyorum bilemiyorum ne neden niye ?!.</p>
<p>Canım çok sıkılıyor, üzdüğüm için, üzüldüğüm için, bulamadığım anlamlandıramadığım herşey için, sizin için, kendim için.</p>
<p>Beceremiyorum diyip duvarları deviresim hayatıma son verene kadar dağıtıp parçalayıp tüm insanlığı yok edesim var&#8230;</p>
<p>Onuda beceremiyorum, beceremediğim herşey için kendimden nefret ediyorum, nefret ettiğim herşey için üzülüyor eziliyor sıkılıyorum sonra dön başa (paşam).</p>
<p>An gelirde belki merak eden olur diye bende birşey diyemedim demeyeyim diye yazdığım 10-15 cümle ve nokta &#8220;Allah belamı versin&#8221;. Daha iş ve çalışmak adına bir türlü olamadığım bürünemediğim pek çok şey adına &#8220;Allah belamı versin&#8221;, çekip gitmek istiyorum artık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/kisisel-guncel/canim-2-buklum-ruhum-canim-cok-sikkin-bugun-ofkeliyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şirketiniz geleneklere sahip olmalı mı ? Neden ?</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/sirketiniz-geleneklere-sahip-olmali-mi-neden/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/sirketiniz-geleneklere-sahip-olmali-mi-neden/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Aug 2011 09:37:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[Bir düşünün eşinizden çocuğunuzdan en yakın arkadaşınızdan daha fazla gördüğünüz, yüzyüze geldiğiniz her türlü stresli anı paylaştığınız arkadaşınız, iş arkadaşınız. İşten ayrılmak zorunda kalıyor yada tercih ediyor. Nasıl uğurlamayı isterdiniz ? Geleneklerimizde vardır bilirsiniz evinizden bir misafirinizi yada aile ferdinizi uğurlarken maaile kapıya çıkar bir fasıl vedalaşılır, giden kişinin ardından iyi dilekler dilenir ve eğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir düşünün eşinizden çocuğunuzdan en yakın arkadaşınızdan daha fazla gördüğünüz, yüzyüze geldiğiniz her türlü stresli anı paylaştığınız arkadaşınız, iş arkadaşınız. İşten ayrılmak zorunda kalıyor yada tercih ediyor. Nasıl uğurlamayı isterdiniz ?</p>
<p>Geleneklerimizde vardır bilirsiniz evinizden bir misafirinizi yada aile ferdinizi uğurlarken maaile kapıya çıkar bir fasıl vedalaşılır, giden kişinin ardından iyi dilekler dilenir ve eğer dönüşü ihtimalse çabuk dönsün diye su dökülür. Giden kişinin yokluğu yada o anki duygular her ne ise ailece paylaşılır. Bu o ailenin geçmişinden gelen gelenekleri ile pekişir. Gelenekler aileyi bir arada tutar, sosyal varlık olmamızın vazgeçilmez parçalarını oluştururlar.</p>
<p>Gelenekleri olmayan bir aileyi gelenekleri olan bir aileden ayırtetmeniz son derece kolaydır. Aile arasındaki bağlardan tutun o ailenin bir derdin, işin altından kalkma becerisine kadar her yanından belli olur.</p>
<p>Bu gün bir iş arkadaşım çalışmakta olduğu görevinden ve işinden ayrılıyor. Diğer arkadaşlarım ile birlikte giden arkadaşımızı uğurlamakla ilgili konuşurken içimi burkan bir durum oluştuğunu farkettim. Bu sebeple bu yazıyı geçmiş tecrübelerimden de kuvvet alarak yazıyorum.</p>
<blockquote><p>Peki gelenekleri olan bir şirket, aile ile benzer becerileri sergileyebilir mi ?</p></blockquote>
<p>Kimi şirketler vardır, çalışanlarından ne kadar güzel ortamı olan bir şirket olduğunu duyarsınız. Çalışma ortamı, imkanlar, partiler, birlikte yapılan etkinlikler hakkında konuşulur. Bu şirket çalışanı olsun olmasın herkes tarafından olumlu bir his ile hatırlanacaktır. En iyi reklamı müşterim bir başka müstakbel müşterime yapar diye düşünüyorsanız birde çalışanlarınızın müstakbel müşterilerinize ve hatta müstakbel çalışanlarınıza yaptığı reklamı hayal edin. Arada ki farkı görmeniz o kadar da zor değil. Bu şirketler insan odaklı şirketler olarak anılırlar. Tek memnun ve mutlu etmeye çalıştıkları müşteriler ve/veya kar ortakları değildir. Çalışanlarını da memnun edecek etkinlikleri olur. Yönetim şekli özel ilgi gerektirebilir elbette. Söz konusu şirketin geleneklerinin olması ihtimali %80in üzerindedir geri kalan ihtimali şirketin yönetim becerisine hayranlık olarak adlandırıyorum.</p>
<p>Kimi şirketler vardır ki, son derece nizami, analitik, biraz gri ve mavi/beyaz yakalı bir tablo çizer. Bu firmaların çalışanlarının yapabileceği reklam oldukça sınırlı en iyi ihtimalle zamanında alınan maaş(!) ve sosyal haklardan bahsederler. Çalışanlarının %80&#8242;i 2 yılı geçmeden ayrılırlar. Bu şirketlerin geleneği yoktur sistematik bir biçimde insan gücünden faydalanırlar. Yönetim şekilleri belirli sistemlere dayanır insan öğesi çok dar kalıplar çerçevesinde işlenir. Gelenekleri değil tam anlamıyla çalışır sistemleri vardır.</p>
<blockquote><p>Nasıl bir şirkette çalışmak isterdiniz ? Gelenekleri olan bir şirkette mi ? yoksa Sistematik ve Analitik düzlemde iş gören bir şirkette mi ?</p></blockquote>
<p>Benim cevabım net, gelenekleri olan yahut sistematik olmasına rağmen basit geleneklere sıkı sıkı tutunmuş olan bir şirket. Aslında buradaki en net cevap çalışanının insan ve sosyal bir varlık olduğunu algılayabilen bir şirket.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Bir şirketin gelenekleri olmalı mı ?</h2>
<p>Elbette benim görüşüm belli. &#8220;Evet &#8221; bir şirketin gelenekleri olmalı. Gelenekler istisnasız herkes için geçerlidir. En üst düzey yöneticisinden en alt kademede çalışanına kadar. Peki neden bir şirketin gelenekleri olmalı ?</p>
<ul>
<li>Geleneklerin çoğu tıpkı ailevi geleneklerimiz gibi sistemlerin korunması, bir arada olmak, sorunların üstesinden bir arada gelmek gibi işlevler üzerinde koruyucu sahiplenici etki yapacaktır.</li>
<li>Çalışanlarınız kendilerini yalnız hissetmezler.</li>
<li>Sorunları birlikte çözme becerilerine katkıda bulunur.</li>
<li>Neyin ne zaman yapılabileceğine, Neyin neye yol açabileceğine dair rehber niteliğindedir.</li>
<li>Çalışanlarınız onları yalnızca iş gücü olarak görmediğinizi hissederler.</li>
<li>Yönetim kadrosu ile çalışan kadrosu arasında iletişim artmasına bağların güçlenmesine yardımcı olur.</li>
<li>Çalışanlarınız işlerine sahip çıkarlar.</li>
<li>Çalışanlarınızın çoğu birbirlerine daha fazla saygı duyarlar.</li>
<li>Şirketlerde alışkanlık haline gelen dedikodu sohbetlerinin dozunu düzenler.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Bir şirketin gelenekleri nasıl, ne zaman oluşur, neler yapılabilir ?</h2>
<blockquote><p>Gelenekler dün oluşmuştur, hemen şimdi de oluşabilir. Hiç bir zaman geç değildir kısacası.</p></blockquote>
<p>Bugün iş arkadaşlarımdan birini uğurluyor olmam sebebiyle şu örneği vermek istiyorum. Eğer şirketinizin giden arkadaşlarınız için yaptığı tek şey muhasebeden alınacak evrak nüshalarından ibaret ise. Birleşin arkadaşlarınızla öğle yemeğinizi bir cafede pasta keserek kutlayın, uğurladığınız arkadaşınızın yeni hayatını kutlayın ! Bu ayrılışın işten ibaret ilişkimiz bitmiştir şeklinde algılanmasına engel olun ve bunu tekrarlayın. Böylece bir başlangıç yapmış olursunuz. <strong>Unutmayın bir kişiyi nasıl uğurlarsanız muhtemelen siz de öyle uğurlanacaksınız.</strong></p>
<p>Doğum günleri ile ilgili alışkanlıkları olmayan yada bir şekilde unutulmuş şirketlerde doğum günlerini kutlamaya başlayın. Çok önemlidir bir kişinin insan olduğunu hatırlatmanın önemsendiğini hissettirmenin en güzel yollarından biridir. Ortaklaşa hediyeler alın, ne aldığınız önemli bile değil. Şirketiniz karşı çıkıyorsa bunu birlikte yapın birliğinizin önemsendiğini hissederseniz kendinizi daha iyi ve güvende hissedersiniz. Bir süre sonra şirketiniz de bunun korkulacak birşey olmadığını anlayacaktır. <strong>Unutmayın sizin de bir doğum gününüz var.</strong></p>
<p>Etkinlinlikler düzenleyin mümkünse sürekliliğini sağlayın. Sanıyorum bu konuda fazla açıklamaya gerek yok ancak eski çalışanlarınızı da çağırmayı ihmal etmeyin.</p>
<p>Yeni gelen arkadaşlarınızı nasıl ağırladığınız  çok ama çok önemli.</p>
<p>Eğer işinizden siz ayrılıyorsanız yerinize gelecek olan arkadaşınıza bir mektup yazın !</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Faydası nedir ?</h2>
<p>Eğer hala bu soruyu soruyorsanız yazımı tekrar okuyun <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  yinede aklınızda birşeyler canlanmıyorsa beni arayın, bir yerde oturalım size kahve ısmarlayayım, kahveyi keyife bahane ederek size açıklamaya çalışırım.</p>
<p>Not : Kimi insanlar bu tür şeyleri anlamsız bulacaklardır. Bu kişileri hemen teşhis etmek mümkün. Fazla konuşmazlar, aşırı ciddi davranmaya çalışırlar, hiçbir etkinliğe işine gelmediği sürece katılmazlar, kendilerine ait dışarıda büyük bir hayat varmışcasına burnu havada olur, önce eleştirmeye sonra yerlebir etmeye çalışırlar hatta daha iyisini şu zaman yaptık bu neki yorumları almanız mümkün. Bu insanlara karşı sıcak hisler beslemiyor olmanız gayet normal. Ancak herkes aynı şeye ihtiyaç duymuyor olsada hala %99&#8242;umuz insan <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' />  bunu unutmayın.</p>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 212px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bir şirketin gelenekleri olmalı mı ? Bir şirketin gelenekleri nasıl, ne zaman oluşur ? Faydası nedir ?Elbette benim görüşüm belli. &#8220;Evet &#8221; bir şirketin gelenekleri olmalı.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/sirketiniz-geleneklere-sahip-olmali-mi-neden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazılımcı ve Tasarımcılar için Hemingway disiplini</title>
		<link>http://www.emrahtoy.com/guncel/yazilimci-ve-tasarimcilar-icin-hemingway-disiplini/</link>
		<comments>http://www.emrahtoy.com/guncel/yazilimci-ve-tasarimcilar-icin-hemingway-disiplini/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jul 2011 14:15:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah TOY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[süreklilik]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı süreç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.emrahtoy.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[Hepimiz işimizi yaparken yaratıcılık sergiliyor ve bundan haz almaya gayret ediyoruz. Ancak yaratıcı süreci sürekli kılmak her zaman kolay olmuyor. Böyle zamanlarda bu konuda kafa yormuş insanların yazılarını okur ara sıra önerilerini yerine getirmeye çalışırız. Kimi zaman verimli olur kimi zaman olmaz. Yinede hepimiz içten içe kabul ederiz ki bu bir disiplin meselesi. Nihayetinde yapılması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignnone" style="width: 1795px"><img title="Ernest Hemingway" src="http://theselvedgeyard.files.wordpress.com/2010/01/hemingway.jpg" alt="Ernest Hemingway" width="1785" height="1223" /><p class="wp-caption-text">Ernest Hemingway kitap okurken.</p></div>
<p>Hepimiz işimizi yaparken yaratıcılık sergiliyor ve bundan haz almaya gayret ediyoruz. Ancak yaratıcı süreci sürekli kılmak her zaman kolay olmuyor. Böyle zamanlarda bu konuda kafa yormuş insanların yazılarını okur ara sıra önerilerini yerine getirmeye çalışırız. Kimi zaman verimli olur kimi zaman olmaz. Yinede hepimiz içten içe kabul ederiz ki bu bir disiplin meselesi. Nihayetinde yapılması gereken ancak yapmadığımız şeylerin listesini çıkarabiliyoruzdur.</p>
<p>Bu gibi konular hakkında çok okuyor olmalıyım ki sürekli kafamda yer etmeye başlamışlar. Arkadaşlarım ile yeni projeleri hakkında konuşurken dahi yaratıcılık &#8211; yönetim becerileri hakkında sohbet eder oluyorum genellikle. Tabi ki terzi her zaman kendi söküğünü dikemiyor. Arada sırada sürdürebildiğim disiplinli süreçleri tek başıma devam ettirmekte zorlanıyorum ve yine okumaya araştırmaya başlıyorum. Ancak ilginç bir şekilde ünlü yazar <a title="Wikipedia'da Ernest Hemingway" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ernest_Hemingway" target="_blank">Ernest Hemingway</a>&#8216;in kitaplarından &#8220;<a title="Wikipedia'da Paris bir şenliktir." href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Paris_Bir_Şenliktir" target="_blank">Paris bir şenliktir</a>&#8221; adlı kitabını okurken kendisininde benzeri disiplinlere uyduğunu, uymaya çalıştığını fark etmek hoş bir tesadüf oldu. Kitaba ulaşmamı sağlayan Mevlüde&#8217;ye tekrar teşekkürlerimi sunarak aldığım notları aktarmaya çalışayım.<span id="more-287"></span></p>
<blockquote><p>Seni ben görüyorum güzelim, artık benimsin sen. Beni bekliyormuşsun yada seni bir daha göremezmişim, dert değil; Şimdi benimsin, Parsin benim. Bende bu deftere kaleme aitim.</p></blockquote>
<p>Eğer başladığı süreç kendi dinamikleri ile başlıyorsa yahut yaratıcı sürecine kendine ait bir iç dinamik ile zihninde büyümesine izin veriyorsa varoluş yapısını değiştirerek kendisini araç sıfatına büründürüyor. Açıklamak gerekirse, Aklınıza bir proje geliyor yada bir sorunu çözmek için bir yol. Bu proje yada yol artık sizin onu sizden alabilecek hiçbir kimse yok. Yani aslında sonuç ve ürün olacak şey bir aitlik duygusuyla yer değiştiriyor ve o ürün/yol/fikir/yaratıcı süreç kendisine ait oluyor. Bu bir kadını/erkeği kendinize ait hissetmeniz gibi bir şey. Devamında ise kendisini normalde araç/mekan/alet olacak şeye ait hissediyor. Kendinizi bu dünyaya yahut belirli bir gruba ait hissetmeniz fenerbahçeli olmanız gibi düşünebilirsiniz. Diğer bir değişle yazacağınız kod, eskizlerinizi çizerken yapacağınız el bilek hareketleri, kalem izleri normalde sonuca ulaşmak için bir araç iken Hemingway için tüm bunlar kendinizi ait hissedebileceğiniz bir başlangıç noktası ve kaynak oluyor. Ve nihayet kendisine/size geldiğimizde siz sahip/yaratıcı/kaynak olmaktan öte araç oluyorsunuz. Şuana kadar okuduğunuz şey karmaşık gelmiş olabilir bu yüzden aşağıdaki gibi betimleyecek olursak.</p>
<p><em><strong>proje/fikir/yaratıcı süreç :</strong></em> Normalde ürün ancak Hemingway disiplininde algı olarak Sahiplenilen şey/fikir/süreç/mal.<br />
<em><strong>kodlar/tasarım süreci/klavye/ekran :</strong></em> Normalde yalnızca araç ancak Hemingway disiplininde algı olarak kaynak, ait olunan şey/yer.<br />
<em><strong>yaratıcı kişi :</strong></em> Normalde yaratıcı / kaynak / sahip iken Hemingway disiplininde aradaki bağı kuran, ait olunan şeylerden sebeple birşeyi sahiplenebilecek mekanizma.</p>
<p>Karmaşık gelmiş olabilir demiştim <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  zira bana da öyle geldi.</p>
<blockquote><p>Yarı mutlu yarı mutsuz sanki sevişmişim gibi.</p></blockquote>
<p>Şu bir gerçek ki eğer yaptığınız işte gönlünüz/yüreğiniz yoksa sonunda alacağınız tat kötü bir sevişmeden farklı olmayacak, muallakta ve olması gerektiği gibi olmadığına dair bir his ile içinizde yer edecek. Bu histen kurtulmak için daha doğrusu bu hissiyata düşmemek için Hemingway bir kaç şey yapıyor. Yaptığı şeyleri okuyunca aslında sizin içinde ne kadar geçerli olabileceğini anlayacaksınız. Fazlaca yorum katmaksızın açıklayıcı olmaya çalışarak ufak örnekler ile birlikte paylaşıyorum.</p>
<ul>
<li><strong>Hemingway yazdıklarını bir kez gözden geçiriyor ancak ertesi gün olmadan kesinlikle okuyup fikir sahibi olmuyor, onun yerine hislerine güveniyor yorgunluğundan pay biçiyor.</strong><br />
Kod yazarken / tasarım yaparken kendi gözlemlerimiz çoğunlukla yanıltıcıdır genellikle kusurlara, negatif şeylere odaklıyızdır ve o kusurlar yalnızca kusurdur negatiftir. Bunun yerine hislerimize güvenerek süreci devam ettirmek ve insan olduğumuzu hatırlayarak yorulduğumuz anları doğru zamanda tespit etmek gerekiyor. Yorulduğumuz an yaptığımız iş için fikir sahibi olmak için hiçte doğru zaman değil bu yüzden şöyle bir gözden geçirip bu işi ertesi güne taze bir beyin/yaratıcılık koordinasyonuna emanet etmek daha doğru.</li>
<li><strong>Aldığı hazzın ardında bıraktığı boşluğu başka bir haz ile ödüllendiriyor ve yaratcılığını pekiştiriyor.</strong><br />
Beğendiğiniz, sizi memnun eden bir iş çıkardığınızda kendinizi ödüllendirmeniz öneriliyor. İyi bir işin ardından yapılacak ufak bir sohbet, gidilecek hoş bir mekan yaratıcılığınızın pekişmesini hemde çok daha kısa zamanda yeni işler için hazır olmanızı sağlayacaktır. Tek fark burada geçerli olan ödülün yaptığınız iş ve araçlarla ilgili olmamasıdır. Bir müşterinize ait iyi bir proje çıkardığınızda ödül olarak kendinize ait bir proje çıkarma süresi tanımanız pek doğru olmayacaktır. Bu konu iş verenlerin de dikkat etmesi gereken bir husus. İyi iş çıkaran işçinize daha az çalışma saati adında ödül vermeniz pek doğru değil ( doğru olduğu anlar vardır ancak bu yalnızca işçinizin bunu sizden talep ettiği andır. Elbette burada normal koşullar altında çalıştırılan bir işçiden söz ediyoruz. )</li>
<li><strong>Zaman zaman okuyucusuyla sevişiyor. Hazzı ve zevki hedef gösterip, sabrı ödüllendiriyor. Hazzın yarattığı sarhoşluk ucuz ve lüks olmayan her türlü yolu daha iyi kılıyor.</strong><br />
Özellikle uzun soluklu projelerde hepimiz sıkılırız, istisnasız bir durum olduğunu düşünüyorum nede olsa insanız değil mi ? Hemingway zaman zaman uzun soluklu yazı yazma süreçlerinde yazısının bir bölümünde yaptığı işten uzaklaşarak biraz eğleniyor, örneğin aniden sizinle konuşmaya başlıyor aslında kendisiyle konuşuyor. Kullandığı araç ile iletişime ve ilişkiye girerek bunun tek taraflı olmadığını hayal ediyor, öyle güzel betimlemeler ve tarifler yapıyor ki yazının ilerleyen anlarında neler olabileceğine dair kendisini heyecanlandırmayı başarıyor. Diğer bir değişle yukarıda yazılan herşeyin sona erdiği an hissedilecek hazza dair kendisine heyecan katıyor. Elbette bu süreci biraz uzatmış oluyor ancak bizler bunu şu şekilde uygulayabiliriz. Yazdığımız kod üzerinde bazen bizi heyecanlandıracak işler yapabiliriz bir class&#8217;ı biraz daha karmaşıklaştırmak ancak verimini arttırmak, sürekli çalışsın yeter mantığından uzaklaşıp zaman zaman performans gözden geçirmelerinde bulunmak, uyguladığımız testlerde ufak espriler katmak yaptığınız iş ile ilgili size ufak heyecanlar verecektir, tasarımcılar için ise aynı işi yapmanın birden fazla yolu olduğunu hatırlamak ve zaman zaman farklı yollarla aynı işi yapmaya çalışmak benzer heyecanlar yaratacaktır aynı zamanda sonuç alacağınız için sanki yazdığınız kod yada yaptığınız tasarım sizin için bir şeyler yapıyormuşçasına iletişim kurabileceksiniz. elbette tüm bu ufak heyecanların proje bitiminde nasıl bir sonuç vereceğini hayal etmek size sabır kazandıracaktır. Proje sonunda sabrınızı da yukarıdaki gibi ödüllendirdiğinizde tüm yaratıcı süreciniz desteklenmiş olacaktır.</li>
<li><strong>Soğuk hava ( açık ve keskin soğuk hava ) ve yokuşlardan zevk alıyor.</strong><br />
Hemingway genellikle sıcak mekanlar tercih ediyor yazmak için. Ancak bazen insan olduğunu hiçte uygun olmayan ortamlarda hatırlayabildiğini anlatıyor. Bu yüzden soğuk havayı çok seviyor. Yine benzer bir şekilde yokuşlardan çok zevk alıyor zira bedenini yorduğu anda bu yorgunluktan düşünceler sayesinde uzaklaştığını fark ediyor. Bu düşünceler günlük sorunlar olabileceği gibi rüya benzeri yaratıcı süreçler de olabiliyor. Bu yüzden zaman zaman bedenimizi yormak ( spor yapmak yada yürüyüş yapmak gibi ) ve bulunduğumuz ortamı değiştirmek ( hava almak gibi ) sizi kendinize hatırlatacak bir eylem olabilir. Yine bu eylem kendinize güveninizi de arttıracaktır.</li>
<li><strong>Verimli olmanın hazzı ile merdivenlerden inmek ve o anki sanki bedende değil ruhta sıfat bulmuş gülümsemeyi hissetmek.</strong><br />
Bu duyguyu eminim hepimiz başarılı bitmiş ve kullanıldığında memnuniyet yaratmış her projenin sonunda hissederiz. Yarattığımız şeyin doğru çalışması yada istenilen etkiyi yaratmış olmasının verdiği haz hiç bir şey ile ölçülemez. Bu duyguyu sık sık hatırlamaya çalışıyor Hemingway keza bizede aynı şey düşüyor. Çoğu zaman yaratıcı süreçler söz konusu olduğunda bulunduğumuz proje/süreç içerisinde tüm benliğimiz hapsolur. Bulunduğunuz proje umduğunuz gibi gitmiyordur ve her nasılsa siz sanki tüm projeleriniz böyleymiş gibi hissedersiniz kendinize öyle davranırsınız. Oysa hatırlamanız gereken merdivenlerden inerken ruhunuzu bile parlatan iç gülümsenizi hatırlamanız. Bu sebeple ara sıra yaptığınız iyi şeyleri düşünün hatta bir proje devam ederken daha önce iyi geçen projelerden ufak hatıraları çevrenizde bulundurun. Ancak çok fazla olmamasına özen gösterin yoksa size sizi hatırlatmaktan çok bulunduğunuz projede ne kadar sıkıldığınızı hatırlatacaktır. Bu yüzden başarılı projelerinizin sürecine dair hatıralardan ziyade sonuçlarına dair hatıralar barındırın.</li>
<li><strong>Genellikle önemli bir şey çıkarana değin yazar, ondan sonra ne olacağını bildiğim anda yazmayı bırakırım. Böylelikle, yazmayı ertesi gün de sürdürmeyi sağlama almış oluyordum. Ama ara sıra, bir öykünün sonucunu getiremediğimde olurdu. O zaman ateşin önüne oturup küçük mandalinaların kabuğunu ateşe doğru sıkar, saçılan mavi alevleri seyrederim ( alakasız saçma basit bir şey, çöp kovasının başına oturup kağıtları parçalarına ayırmak gibi ). Ayakta durup Paris&#8217;in çatılarına bakar ve düşünürdüm &#8221; Üzülme. Şimdiye kadar hep yazdın, şimdide yazacaksın. Yapman gereken tek şey doğru bir cümle yazmak. bildiğin en doğru cümleyi yaz&#8221;. Sonunda doğru bir cümle bulup yazar, böylece yazımı sürdürürüm</strong><br />
Aslında gayet basit mola vermek yahut takip edilebilir hale geldiğinde projeyi ertesi güne havale etmekten ibaret. Çok önemli bir sorun çıkana ve hangi hataların ortaya çıkabileceğini tahmin edebilene değin çalışmaya projenizi ilerletmeye devam edin ( not alma disiplininiz varsa öngörülerinizi not alın ). Çalışan bir versiyon elde eder etmez çalışmayı bırakın ve ertesi gün devam edin. Mümkünse hataları gidererek yada öngörülerinize uygun durumlar oluşup oluşmadığını kontrol ederek başlayın. Eğer bir yerde takılmışsanız ve artık yakacak fosforunuz kalmadıysa mola verin mümkün olabildiğince işten uzak bir şey yapın ne kadar saçma hareketli yada durağan olduğu önemli değil. Biraz dinlenin, sorun kaldığı yerde sizi bekleyecektir.</li>
<li><strong>O sıralar kolaydı bunu yapmak. Çünkü bildiğim, gördüğüm yada birinden duyduğum doğru bir cümle her zaman bulunurdu. Eğer yazım, bir sonucu kılı kırk yaran havasıyla başlamışsa, durur, o cicili bicili, süslü bölümleri çıkarıp atar, önceden yazmış olduğum yalın bildirim cümlesiyle yeniden başlayabilirdim.</strong><br />
Hepimiz basitten başlar karmaşığa doğru gideriz ancak bazen tam tersini yaparız. Kimi zaman süre yetersizliği kimi zaman maceracı tarafımız ağır bastığından yada aşırı güvenden dolayı projenin gereğinden fazla dallanıp budaklanmasına sebep oluruz. Böyle bir durumda olduğunuzu hissediyorsanız daha fazla ilerlemeden bir yerde durmalısınız. Aşırı dallanmış yerlerde bir mimarı hatası olabileceğine ihtimal vermelisiniz. Gerekirse önce yazdığınız ( örneğin bir sınıfın ) temel halini yazın böylece gereksiz diyerek çıkaracağınız kısımları sildiğinizde elinizde yalın ancak tekrar başlayabileceğiniz temel yapıyı korumuş olursunuz.</li>
<li><strong>Yazmayı bıraktığım andan ertesi gün yeniden başlayana kadar yazdığım şeyler üzerinde hiçbir şey düşünmemeyi yine bu odada öğrenmiştim. Böylelikle, bilinçaltımın konuyu işleyebileceğini, aynı zamanda kendi açımdan da öteki insanlara kulak verebileceğimi bir yandan da çevre ile ilgilenmeyi öğrenebileceğimi umuyordum. İyi bir çalışmanın ardından merdivenleri inerken neredeyse uçacak gibi olurdum. Paris&#8217;in dilediğim her yerine dolaşabilirdim, özgürdüm.</strong><br />
Kısa ve öz işinizi işte bırakın !. Açıkçası yaratıcılık söz konusu olduğunda pek çok yazılımcı gibi beyninin ( sıralı &#8211; analitik ) sol tarafını kullanan insanlar için grafik &#8211; sanat türevi beynin sağ tarafını kullanan insanlarla karşılaştırıldığında işi işte bırakmak çok daha zor bir iştir. Ancak bunu yapamadığımız sürece sosyal hayatta bir şeyler mutlaka eksik olacaktır/oluyordur. Şahsen yaşadığım sıkıntılardan biridir. Aslında işi işte bırakmak çocuğunuzu evde kilitli bırakmak gibi bir histir sürekli kafanızda döner durur. Oysa işi işte bırakmanın böyle bir şeyle alakası yoktur. Siz işi işte bıraksanız bile algınızı oluşturan üst bilinçten ziyade alt bilinciniz o işle uğraşmaya devam eder. Açıkçası işin erbabı da ta kendisidir. Beyninizin bu yanına da güvenmeyi öğrenmelisiniz. Böylece başka şeylere ilginizi ayırabilir aynı zamanda hayal gücünüzü pekiştirecek olan beyninizin sağ tarafı içinde güzel malzemeler toplayabilirsiniz. Denemeye başladığınızda biraz sabırlı olursanız kendiliğinden gelişen asla ne zaman başladığınızı hatırlayamadığınız bir disiplindir. Şiddetle tavsiyedir <img src='http://www.emrahtoy.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li><strong>Bütün yazı yaşantım süresince bunu yapmaya çalıştım; sert ama yararlı bir disiplindir bu.</strong><br />
Tek başınıza uyguladığınız sürece hiçbir disipline tam olarak güven hissedemezsiniz. Zaman zaman tembellikten yada başka sebeplerden dolayı uymaya gayret ettiğiniz disiplini suçlayarak ufak kaçışlarda bulunursunuz. Kısacası hiçbir disiplin size %100 güven hissi aşılamaz. Böyle zamanlarda şöyle bir geri dönüp bakın o güne kadarki faydalarına yeniden göz atın. Muhtemelen yararlarını gördükçe hisleriniz değişecektir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Not : <em>Bu yazıyı yazarken <a title="Ekşi Sözlük'te Amel Mathlouthi" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=amel%20mathlouthi" target="_blank">Amel Mathlouthi</a> adlı sanatçının söylediği <a title="Fizy'de Naci en palestina" href="http://fizy.com/#s/1lu8k7" target="_blank">Naci en palestina</a> adlı şarkıyı dinliyordum.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.emrahtoy.com/guncel/yazilimci-ve-tasarimcilar-icin-hemingway-disiplini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

